TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
Sürekli olayı hayalinde bazen de onu tekrar yaşıyormuş gibi olma söz konusu olabilir ve kişi bunda oldukça fazla etkilenir. Günlük işlevselliğe dönmeyi uzatabilir.
Bu travmadan hemen sonra veya birkaç ay sonra ortaya çıkabilir. Ortaya çıkış süresine göre akut stres reaksiyonu veya posttravmatik stres reaksiyonu gibi isimler alabilir.
İsmi ne olursa olsun ruhsal, bedensel yada cinsel travmalardan sonra ortaya çıkabilecek esas karekteri mevcut travma ile alakalı sıkıntı ifadeleri ile gidecek bu durumu iyi tanımak gerekir. Sıkıntıyı gidermek geçici bir çözümdür ve gereklidir. Uzun vadeli olarak ta hayatı etkilememesi için üzerinde ehemmiyetle durulması gereken bir durum olduğu unutulmamalıdır.
DEPREM SONRASI ADAPAZARI İZLENİMLERİM
Deprem fırtınasının içinde olanlarla esintisini hissedenler arasında ciddi bir fark gözlemledim. İstanbul ve civarı depremi sadece sallanarak geçirenler yıkılabileceklerini fark ettiler. Ve bu fark edişin getirdiği korku yıkılma göçük altında kalabilecekleri korkusu ile evlerine girmekten kaçınmaya başladılar. Her an göçük altında kalabilecekleri kaygısını yaşadılar. Bu da bizi aciz bırakan olaylar karşısında yaşanan bir tepkiyi ortaya çıkardı. Buna Akut Stres Bozukluğu diyoruz.
Kapalı mekanlarda durmak sıkıntı vermeye başladı.
Sanki her an sarsıntı varmış gibi irkilmeye, avizeler sallanıyor mu diye ona bakmaya başladık.
Telefon çalsa irkilir olduk.
Köpekler havlayarak dolaşsalar aman hissettiler galiba endişesi ile teyakkuza geçtik.
Ancak maddi manevi depremi şüphesiz ki en çok Adapazarı Gölcük ve İzmit halkı yaşadı. Yakınlarını kaybedenler için ne yıkılma korkusu ne de enkaz altında kalma kaygısı ön planda değil artık. Onlar keşke bizde ölseydik, geleceğimiz yok artık. Bu acıyla yaşayamayız artık diyerek ağlayamıyorlar bile. Felaketin tam içinde oldukları için olayın vahametini kavrayamayanlarda var elbet. “O mahiler ki derya içindedir deryayı bilmezler”deki gibi dışına çıkıncaya kadar kendi durumunu pek çoğu fark etmedi. Şimdilerde soğukla ve parasızlıkla evsizlikle yüz yüze gelmeye başlayınca gerçeğin acı tokadı ile irkilip kendine gelenlerse gelecek kaygısıyla kara kara düşünmeye başladılar.
Bizler sıcak döşeklerimizi deprem olur korkusuyla iki gün terk edip arabamızda yada sokakta yatınca hissettiklerimizin yirmi katını onlar için düşünün ve her gün bir kat daha artırın: İşte o insanlar şu an bunu hissediyorlar. Deprem sonrası çadır kentte iki gece geçirip psikiyatrik sorunlarla ilgilendim. Orada yavaş yavaş unutulma psikolojisi başladı. Yardımlar ilk gün ki hızını kaybetti. Her ne kadar ilk günlerde hızlı bir yardım gitti ise de onlar gittikleri kadar hızlı ve düzensiz tüketildi. Belki de ziyan oldu. Ama bu gün o insanlar hatırlanmayı bekliyor . Hiçbir şey yapamayan üç beş arkadaş arabasına atlasın cebine de şeker doldursun ve oradaki çocukların gönlünü alsın. Bunun bile o çocukların ruh sağlığı üzerine çok olumlu etkiler bırakacağına inanıyorum.
Unutmayın şu an bunları yapabilecek durumda olmayabilirdik. Bu şansımızı insanlık adına lütfen çok iyi değerlendirelim.
DEPREM SONRASI KORKULAR VE KAÇINMALAR
Bu tür ciddi travmalardan sonra hiç bir sorun yokken 6 ay sonra bile başlayacak bazı belirtiler tarif ediliyor. Tekrar deprem olur kaygısını getirdiği huzursuzluk, irkilme, sürekli tetikte olma hissi her an harekete hazır vaziyette bekleme insanları ciddi bir şekilde rahatsız ediyor. Günlük yaşamın bazı alanlarında işlev kaybına neden oluyor. Bunlardan birkaçını yazmak istedim.
Bu belirtiler farkında olmasak ta hayattan zevk almamızı işimizde verimli olmamızı engelleyen belirtilerdir.
YATAK ODASINA GİREMEME
Bazılarımız ilk büyük depremi yaşadığımız mekana gitmekten korkuyoruz. Ve çoğumuz içinde bu mekan yatak odamız. Bütün aile fertleri oturma odasında hep beraber uyuyorlar. Sanki yatak odasında olan deprem oturma odasında olmamış gibi. Böyle olunca da uyku kalitesinde azalma ertesi güne yansıyan bir yorgunluk, gerginlik hali oluyor. Bence olağan üstü halden normal yaşama geçmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor bile.
Deprem sonrasında kapalı yerlerden uzak durma hele yalnız başına böyle bir yerden kaçınma ile çok sık karşılaştığımız bir durum. Bunu ne gibi olumsuzlukları var. Mesela kapalı bir yerde çalışan kişi sürekli tedirgin olduğu için dikkatini işine veremiyor, sinirli ve gergin davranışları ile lüzumsuz tartışmalara ol açabiliyor. İş verimi düşüyor. Ev hanımı ise yanında sürekli birilerini istiyor.
BANYO YAPAMAMA
Temelinde ya banyo yaparken deprem olurda çıplak yakalanırsam. Ve öyle kaçarsam düşüncesi var. Bu yüzden haftada iki-üç kez banyo yapan bazı insanlar ayda bire kadar zamanı uzatmaya başlamış. Ve çok kısa zamanda banyodan çıkar olmuş.
HAYATTAN ZEVK ALAMAMAEn başta yazdığım durumla da ilintili olarak ortay çıkan bu durum hayattan zevk alamama ya paralel ortay çıkmış olabilir. Ancak bir başka dinamik yorum ise “çıplakken deprem olursa ne yaparım kaygısı.” Cinsel yaşam insan hayatında psikolojik ve bedensel boşalmayı ve gevşemeyi sağlayan çok önemli bir durumdur. Dolayısıyla bu boşalımın gerçekleşmemesi ile günlük yaşamda sıkıntılarını şimdiden ortaya çıkarmaya başlamıştır bile. Evinde cinsel tatmini bulmayan bazı kişilerin dışarıya kayması bunun en uç örneği olsa bile azımsanmayacak oranda karşılaşılan bir durumdur.
Artık hiç bir şey eskisi bu gibi olmayacak. Ve ben artık neden yaşıyorum. Bu düşünce depressif düşünce içeriğinin bir mahsulü olarak karşımıza çıkmakta ve insanın maddi ve manevi gelişimini engellemektedir. Gelecekten beklentisi olmayan birinin işinde evinde yenilikler için çaba sarf etmesi beklenemez. Bu nedenle bu patolojik düşünce içeriğinin yol açtığı olumsuzlukların gözden kaçırılmaması gerekir. Depresyon sorgulanmalı ve gerekirse tedavi ettirilmelidir.
Eskiden zevk alarak yapılan bir çok işe karşı artık ilgi duymamama psikolojik durumumuzdaki genel çökkünlük halinin bir başka yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
HAYATININ TEMEL DÜZENİNDE DEĞİŞİKLİKLER
Tekrar deprem olacak söylentileri yüzünden hayatının temel düzeni üzerinde ciddi değişiklikler yapma. Örnek işinin evinin tüm yakınlarının olduğu bir mekanı terk etme göç edip gitme düşüncesi. Bu düşünce ile insanlar psikolojik sorunlarında kaçtıklarını sanmaktadır ama aslında yapılan bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır ki bu tür kaçışlar ruhsal durumumuzdaki olumsuzlukları değiştirmemekte aksine bazen daha da olumsuz hale getirmektedir.
Yalnızca fizik olarak hasarlı ve oturulamayacak durumdaki mekanları değiştirmek onun dışında söylentilerle yada ne zaman olacağını hiç kimsenin kesin olarak söyleyemeyeceği bir depremden kaçmak için hayatımızdın temel dinamiklerini değiştirmenin anlamlı olmayacağını hatırlatmak isterim.
Hem sonra nereye kaçabilirsiniz ki. En güvenli olduğu yer olarak söylenen Konya bile salandı. Mevcut durumunuzdaki şartları iyileştirmeyen çalışsanız bu psikolojik sorunlarınızın daha kolay çözüldüğünü göreceksiniz.
Bunlar bu günlerde en çok karşılaştığımız durumlar. Eğer sizde de hala günlük yaşamını etkileyecek boyutta anormal irkilmeler, korkular ve kaçınmalar varsa bir an evvel bir psikiyatristle görüşmenin zamanı gelmiş demektir.
DEPREM SONRASI KENDİNİZE VE AİLENİZE YARDIMCI OLUN
Mevcut durumunuzu gözden geçirin ve neyin önemli neyin önemsiz olduğunu tespit edin. Hayatınızın bundan sonraki yönünün tayin edin. Oturup beklemek sıkıntılarınızı artırır. Kendiniz ve aileniz için yapabileceğiniz her ne ise o alanda maksimum verimle çalışmanız gerektiğini hatırlayın. Bazılarımızın görevi çevreye yardım temek bazılarımızın görevi kurbanlık gibi beklemek değildir. Herkes zor günler yaşıyor. Kendinizi en zor durumda olan birisi gibi görmeyin. Kayıplarınız için üzülmek ve yas tutmak en doğal hakkınızdır, duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir. Unutmayın size başkalarının da ihtiyacı var metin olmak zorundasınız.
Bu olayı yaşayan başkaları da sizin yaşadıklarınızı hissetmiştir. Onlarla dayanışma içinde oymak sizi daha çok rahatlatacaktır.
Kendi kendinize sıkıntılarınızı yenmek için alkol veya uyuşturucu maddelere yönelmeyin. Hekimlere danışmadan ilaç almayın.
Kendinize sizi oyalayacak uğraşlar bulun. Bu oyalama çabaları başkalarına yardımcı olmak , hayatınızı mevcut şartlar içerisinde düzene koymaya çalışmak yada çocuklarınızla daha fazla zaman geçirmek olabilir.
Duygusal olarak yakın gelecekte yaşama ihtimaliniz olan şeyleri öğrenmeye çalışın. Eğer tek başınıza olayların üstesinden gelemiyorsanız bir sağlık kuruluşundan profesyonel yardım alın.
DEPREMDE ARTÇI SARSINTILAR KAYGIYI ARTTIRIR
Son zamanlarda toplum psikolojisi düşünülmeden yapılan açıklamaların genel kaygıyı ne kadar artırdığını fark eden yetkililer biranda ağız değiştirdi. Bu çark ediş insanların kaygılarını azaltmak yerine artırdığı kanaatindeyim. Gündeme göre ısmarlanmış bir rapor ve harita olabileceği endişesi çokta haksız değil sanırım.
DEPREM SONRASI ÇOCUKLARINIZA YARDIMCI OLUN
Yavrularınızı yanında mümkün olduğu kadar kendi duygularınızı kontrol altında tutun ve onları mevcut durumla ilgili olarak bilgilendirin. Bilgilendirme onların algı düzeylerinde olsun.
Onları rahatlatmak için daha fazla zaman ayırın. Ona sıcacık bir sarılış ve şefkat gösterme onun içindeki korku buzlarını eritecektir.
Gerginliklerini azaltmak amacıyla onlara oyun imkanları sağlayın. Bazen onlarla oynayın. Gerekirse birlikte evcilik gibi oyunlar oynayın.
8-9 yaşından büyük çocukların sizinle ayrıntılı olarak yaşadıklarını paylaşmasını sağlayın.
Sık sık onları sevdiğinizi söyleyin ve sevginizi fiziksel olarak gösterin. Onları öpün ve sarılıp bir süre sizin sıcaklığınızı ve yanlarında olduğunuzu hissettirin.
Yemek yemek gibi uyumak gibi faaliyetleri mümkün olduğunca zamanında yapmalarını sağlayın. Bu onların olağan yaşama dönmelerini kolaylaştıracaktır.