26 Mart 2010 Cuma

Çok su içmek faydalı değilmiş!

Çok su içilmesinin böbrekler ve vücut için yararlı olmadığı açıklandı.

Türkiye’nin ufkunu açıyoruz!
Her vatandaş gazeteci, her konuda bir görüş... Web sitesi olan herkes SizdenSize’de buluşuyor
 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yunus Erdem, çok su içilmesinin böbrekler ve vücut için yararlı olduğu söylemlerinin yanlış olduğunu belirterek, "Günlük 5-6 litrelik su içilmesinin önerilmesi böbrekler yönünden sağlıklı değildir ve bu miktarda idrar kısa ve uzun dönemde böbrek fonksiyonlarını bozabilir" uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Erdem, ANKA’ya yaptığı açıklamada, özellikle bazı diet programlarıyla birlikte çok su içilmesinin önerildiğini belirterek, bu yolla toksinlerin vücuttan uzaklaştırılacağının iddia edildiğini söyledi. Prof. Dr. Erdem, günlük 5-6 litrelik su içilmesinin böbrekler yönünden sağlıklı olmadığını ifade ederek, bu miktarda idrarın kısa ve uzun dönemde böbrek fonksiyonlarını bozabileceğine dikkat çekti.
Su ihtiyacının mevsimlere, diete ya da harcanılan efora göre değişebileceğini söyleyen Prof. Dr. Erdem, "Bizim önerimiz sağlıklı insanların susadığı zaman ve arzu ettiği kadar su içmesidir. Günde 1.5-2 litre idrar çıkarıyorsak bu yeterlidir. Daha fazla idrar miktarları zararlı olabilir" uyarısında bulundu.
-KABARTMA TOZU KULLANILAN TATLILARDAN BİLE TUZ ALIYORUZ-
Prof. Dr. Erdem, günlük su ve tuz olmadan hayatın mümkün olmadığını ancak miktarların önemli olduğunu vurguladı. Sağlıklı bir insanda günlük 5-6 gram tuz alımının yeterli olacağını belirten Prof. Dr. Erdem, "Bu kadar tuz da tamamen doğal besinlerin içinde bulunmaktadır. Kabartma tozu kullanılan tatlılardan bile tuz alınmaktadır. Yalnızca bir ekmekte 5 gramın üstünde tuz bulunmaktadır" diye konuştu.
Türkiye’de önerilen miktarın ortalama üç katının tüketildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Erdem, "Tuz kısıtlaması böbrek hastalarında da çok önemlidir ve hekimin önerdiği şekilde tuz kısıtlaması hem hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatmada hem de kalp sağlıklarını korumada yararlı olacaktır" dedi.
-HER YIL 100 BİN KİŞİ HİPERTANSİYONDAN HAYATINI KAYBEDİYOR-
Prof. Dr. Erdem, az tuz kullanımının insanları hipertansiyondan koruyacağını da belirterek, şunları ifade etti:
"Tansiyonumuz normal bile olsa tuz kısıtlanması yaparak tansiyonumuzun yükselmesini engelleyebiliriz. Özellikle gelişmiş toplumlarda tüketilen tuzun önemli bir miktarı hazır gıdalardan gelmektedir, sofrada yemeğe eklenen tuz toplam tüketilen tuzun ancak yüzde 15’idir. Yani sofrada yemeğe tuz eklememek az tuz tüketmek demek değildir."
Prof. Dr. Erdem, Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl yaklaşık 100 bin kişinin hipertansiyonla ilgili direk ve endirek nedenlerle hayatını kaybettiğine dikkat çekti.

Erdoğan karikatürü çizen İngiliz'e ceza

20 yıldır Türkiye'de yaşayan İngiliz karikatürist, Başbakan Erdoğan'ın karikatürünü çizdiği için hapis cezası aldı. Ancak ceza, para cezasına çevrildi.

Başbakan Erdoğan'ın kafasını bir köpek figürünün üzerine çizen karikatürist Michael Dickinson, İstanbul'da 425 gün hapis cezasına çarptırıldı. Dickinson'a verilen hapis cezası, para cezasına çevrildi.

İstanbul Kadıköy'de görülen davada hakim, Dickinson’ın çalışmasının Erdoğan’ın “gururunu ve saygınlığını” ayaklar altına aldığına hükmetti.




ÖDEMEYİ REDDETTİ
Cezası paraya çevrilen Dickinson ödeme yapmayı reddedince hakim “önümüzdeki beş yılda Erdoğan’ı konu edinen yeni bir karikatür hazırlamazsa” Dickinson’ın cezasının iptal edileceğini yazdı.

Mahkeme çıkışında BBC’ye konuşan Dickinson “Elbette rahatladım. Ne olacağını bilmiyordum. Ama hala suçlu olduğumu düşünmüyorum ve gelecekte politikacılarla ilgili çalışmalar yapmayacağımı söylemiyorum” dedi.

İNGİLTERE'DE EN AZINDAN BROWN'U ÇİZEBİLİRİM
24 yıldır Türkiye’de yaşayan 59 yaşındaki Dickinson ilk olarak 2006 yılında ceza almış ve 2008’de beraat etmişti. Ancak beraat kararı daha sonra bozulmuş ve yeni bir duruşma yapılması talep edilmişti. Bunun üzerine İngiltere’ye geri dönen Dickinson, ülkesinde iş bulamadığı için İstanbul’a geri döndü.

Dickinson BBC'ye "Burayı seviyorum. Yemeklerini, havasını seviyorum. Ama İngiltere'de en azından Brown'un karikatürlerini çizdiğimde, hapse girme korkusu yaşamazdım" dedi.

Ocak ayında yapılan duruşmanın ardından Dickinson, “Hakime eğer bana para cezası verirse ifade özgürlüğüme yapılan saldırıyı protesto etmek için ödemeyeceğimi söyledim. O da bana parayı ödemekle hapishanede iki yıl geçirmek arasında bir karar vermem için bir ay zaman verdi” demişti.

Cezayı ödememeye kararlı olduğunu söyleyen Dickinson, “Hapse girmek istemiyorum ama önümdeki tek alternatif bu” açıklamasını yapmıştı.

Heh İlginçlikler Üst Üste Geliyor...

Arkadaşını gözaltına almak isteyen polise direnerek taşla kamu malına zarar verdiği iddiasıyla yargılanan sanık, 6 ay kitap okuma ve 100 TL para cezasına çarptırıldı.

Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuksuz sanık Erhan Çaçan ve Dağlıoğlu Polis Merkezi’nde görevli polis memuru müşteki Halil Dikmen hazır bulundu.

Sanık Çaçan, ''DSİ'ye ait sulama kanalında yüzerken boğulma tehlikesine karşı sudan çıkmasını isteyen güvenlik görevlilerine itiraz ederek küfür eden arkadaşı Abidin Tahmaz'ı gözaltına almak isteyen polis memuru Dikmen'e direnip görevini yapmaya engel olduğu ve aynı zamanda polis otosunu taşlayarak 100 TL maddi zarara yol açtığı'' suçlamasını kabul etti.

Çaçan, o sırada alkollü olduğunu ve yaptığından pişman olduğunu belirterek, özür diledi.

Müşteki polis memuru Dikmen de 24 Haziran 2009'da Dağlıoğlu Mahallesi Bahçelievler Caddesi'nde devriye görevi yaparken, boğulma olayları fazla olduğu için DSİ'nin sulama kanalına girenleri, çıkmaları konusunda uyardıklarını söyledi. Olayın bu sırada yaşandığını ifade eden Dikmen, kimseden şikayetçi olmadığını söyledi.

Duruşma sonunda, Çaçan'a ''kamu görevlisine direnmek'' suçundan verilen 5 ay hapis cezasının TCK'nın 50/1-d maddesi uyarınca 6 ay süreyle ''alkol veya uyuşturucunun zararları ve vatandaşlık'' konusunda 10 günde bir kitap okumaya dönüştürülmesine, ayrıca ''kamu malına zarar'' suçundan verilen 10 ay hapis cezasının polis otosunda oluşturduğu 100 TL tutarındaki zararın giderilmesi olarak seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verildi.

Sanık Çaçan hakkında, ''güvenlik görevlisine görevini yaptırmamak için direnmek'' suçundan 6 aydan 3 yıla kadar, ''kamu malına zarar vermek'' suçundan da 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

İnanılmaz Birşey...

Çin'de yaşayan, 101 yaşındaki Zhang Ruifang, görenleri hayrete düşürüyor.

Kadının alnında geçtiğimiz yıl oluşan şişkinlik, zamanla büyüyüp, uzamaya başladı ve 6 santim uzunluğunda bir boynuza dönüştü.

Kızı Zhang Guozheng, geçtiğimiz yıl kadının alnında beliren şişliği ciddiye almadıklarını söyledi:

"Zamanla bir boynuz çıkmaya başladı ve şimdi altı santim uzunluğunda. Şimdi de alnının diğer tarafında benzer bir çıkıntı var. Büyük ihtimalle o da boynuza dönüşecek."


Güneşe fazla maruz kalan yaşlıların ciltlerinde şişkinlik ve çıkıntılar olabileceğini söyleyen doktorlar, böyle bir vaka ile ilk defa karşılaştıklarını belirtiyor.

23 Mart 2010 Salı

Top 5 Şiir Listesi

Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
..........
..........
Can Yücel



Ben Sana Mecburum

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
..........
..........
Attila İlhan

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
..........
..........
Orhan Veli Kanık

Eğer
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
..........
..........
Can Yücel

Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
Necip Fazıl Kısakürek

Bakınız

Lütfen sitemizi yandaki Facebook butonlarıyla arkadaşlarınızla paylaşın.Yakında bomba gibi bir site olucak.Hazırlık yapılıyor...

20 Mart 2010 Cumartesi

Evettt....1.Tartışma Festivali Başlamış Bulunuyor...

Tartışma Konusu:Sizce Arkadaş-Arkadaşlık Nedir?

Cevaplarınızı Yorum Olarak Yazabilirsiniz.En iyi yoruma bir sürpriz var...

18 Mart 2010 Perşembe

Feng Shui Sayfası Açılmıştır!!!


Başarı İçin Feng ShuiGeride kalmak, başarı basamaklarından korkarak adım atmaya mı titriyorsunuz? Sizi geride durmak kalıbına yerleştiren bir merci yok ise,bu konuma kendinizi kendiniz getirdiniz. Yani mahkumiyetinizin sebebi sizsiniz! Ve bunu biliyorsanız artık şimdiden zafer kazandınız demektir. İkinci ve yapılacak en önemli şey “Ben değerinizi” hatırlamanız olacaktır. Hem de hiç vakit kaybetmeden. Başkalarına yetişmek için değil, kendinizi kaçırmamak için. Tüm bunlar evinizi düzeltmekten daha büyük öncelik taşıyan şeyler. Çünkü evinizi veya büronuzu şekillendirirken, hayatta bulunduğunuz yere olan inancınız hayallerinizi de etkileyecektir.

Büyük düşünün , daha fazlasını hayal edin. Bunu hak ettiğinize inanın. Ve hak etmek için insana hizmete başlayın. Hani şu sahilde bulunan çok sayıda deniz yıldızlarını denize bıkmak usanmak bilmeden geri fırlatan adamın hikayesini hatırlarsanız. Tüm bunları ona boşuna yaptığını ve nasıl olsa onların geri geleceğeni ve hiçbir şeyin fark etmeyeceğini söyleyen diğer adama ne cevap verdiğini de.. Bir kez daha bir deniz yıldızını eline adam “ Bunun için çok şey fark eder” demişti.

Pek çok kişi şu an evlerinde ya yeterince fark edilmedikleri için üzülüyor.. Ya da kendilerine yeterince fırsat tanınmadığından hayıflanıyorlar. Yaşamlarını düzeltmek için Feng Shui ‘ de hata mı yapıyorum diyenler nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Gerçek kahramanlar, tarihte uzun yıllar sonra ileri doğru hedeflerini belirlemek isteyenlerin , doğru zamanda arkalarına baktıklarında işaret ettikleri kişiler olmuştur. Onlar, başkalarının adımlarına destek olacak izler, fikirler , buluşlar bırakan ve isimlerini değil yüreklerini ve akıllarını tam anlamı ile işine aşkla veren insanlardır. Bazılarının hayatlarının bir yerinde trajik bir hikaye saklıdır. İvme ta o günlerden başlamıştır. Ve onlar işlerini kahraman olmak için değil, gerçekten hizmet etmek için yapmış olanlardandır.

Bugün eğer yeterince başarı kazanmadığınızı düşünüyorsanız, ne kadar ileri baktığınızı düşünün. Eğer emeklerinizin fark edilmediğini düşünüyorsanız, öncelikle kendinize yatırım yaptığınızı hatırlayın. Ve eğer kimsenin kıymetinizi bilmediğini düşünüyorsanız, gerçekten çok yakınlara bakıyorsunuz demektir. Çalışma hayatının getirdiği yorucu ve bıktırıcı koşulları her sabah sevgi ile yeniden göğüslemenin en önemli şartı, işinizi sevebilmek ve aslında ne kadar uzun vadeli yatırımlar yapmakta olduğunuza kendinizi inandırabilmenizdir. İnancınız hizmete ve onlardan faydalanan gerçek insanlara dönüşecektir.

Başkaları ne düşünecek diye kendinizi hırpalamaktan vazgeçmelisiniz. Tüm zamanınızı kim olduğunuzu kanıtlamaya çalışarak harcamak ise büyük hata olur. Endişe hastalığından kurtulmak , her gününüzü daha huzurlu kılacaktır. Kendinizi değiştirme sürecine sevgi ile çevrenizi de katarak , kendinizi bir anda büyük bir kabul ‘ ün içinde bulmaya ne dersiniz ?

Kurtarılacak deniz yıldızı olmaktansa, bir deniz yıldızı kurtarmak için kıyıya koşarken bulacaksınız kendinizi.. Ve bu koşu da ancak arzularınızı gerçekleştirdiğiniz duygusunu besleyen bir iş aracılığı ile hizmet etmeye başlayadığınız zaman gerçek olacaktır.

İlk adımı geride durduğunuzu kabul ederek değil, geride durmayı kendinizin seçtiğini kabul ederek atabilirsiniz.

Evinizdeki Feng Shui dinamiklerinden en büyüğünün ve en önemlisinin “SİZ” olduğunu bilmelisiniz. Önce kendinizi değiştirmelisiniz. Odalarınızdaki değişim sonsuza kadar devam edebilir.

Arzuları ve endişeleri bitmeyen insan dinamiği oldukça, tüm enerjiler insanın egosuna veya başarısızlık korkularına takılı kalacaktır.

İşte İlginç Bir Tablo

DÜNYA DİLLERİNDE SİGARA İÇİLMEZ
Catalan No fumeu
Chinese (transliterated) Qing wu xi yan (=please don't smoke)
Croatian Zabranjeno pusenje
Danish Rygning er ikke tilladt
Dutch Verboden te roken
French D&eacutefense de fumer
German Rauchen verboten
Hebrew (transliterated) Ein le-ashen
Hungarian Tilos a dohany&aacutes
Italian Vietato fumare
Japanese (transliterated) Kinen
Korean (transliterated) Geum yun
Lithuanian Nerukoma
Modern Greek (transliterated) Apagoreuetai to kapnisma
Norwegian R&oslashyking forbudt
Polish Rauchen verboten
Portuguese N&atildeo fumar
Russian (transliterated) Ne kurit'!
Serbian (transliterated) Zabranjeno pusenje
Spanish No fumar
Swedish R&oumlkning f&oumlrbudjen
Tagalog Bawal magsigarilyo
Turkish Sigara içilmez
Vietnamese Cam hut thuoc
Yiddish (transliterated) Nit raykhern

7 Günde Sigarayı Bırakma Programı

7 Günde Sigarayı Bırakma Programı

Kendinizi 7 günlük programa hazırlayabilmeniz için aşağıdaki önerileri uygulayın:

    En çok ihtiyacınız olan şey içtiğiniz sigaraların adedi yazan bir listedir. Bu isteyi sigara paketinizin üzerine sağlamca yapıştırın. Her gün bu tip bir listeye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle listenizi fotokopi ile çoğaltın ve yanınızda hazır bulundurun.



  • Spor, sigaranın yerini tutabilecek en iyi şeydir. Spordan sonraki tatlı yorgunlukiçindeki bir bedenle sigara içmek hiç de çekici gelmeyecektir. Bu nedenle içinizde step dansı ya da yoga öğrenmek, tenis oynamak veya koşmak için bir arzu duymuşsanız, şimdi bunu gerçekleştirmenin tam sırasıdır. Eğer bu etkinliklere sigarayı bırakmanın birinci günü başlarsanız çok daha iyi olur. Kendinize bir cimnastik kitabı alıp içindekileri evinizde kendi başınıza da uygulayabilirisiniz.
  • Sigarayı bırakma gününden önceki gün içebildiğiniz kadar çok sigara içmek de yararlı olur. Birinci günden önceki gün üç paket ya da içebildiğiniz kadar fazla sigara için. Sigaranın yaratabileceği en berbat duruma düşün; yoğun duman içinde bir oda, acıyan bir boğaz, ağızda leş gibi nikotin tadı ve kıpkırmızı gözler.
  • Sigarayı bırakmayı bir işkence gibi görmeyin. Sigara içmeyi biraktığınız ilk günler bir parça rahatsızlık duyabilirsiniz. Örneğin ciğerler temizlenmeye başladığı için birkaç gün öksürük şiddeti ve balgam artabilir. Eğer bu şikayetler sizi endişelendiriyor ise doktorunuza danışıp ayrıntılı bilgi alın.
  • 1.GÜN
    1. Sigarayı bırakmanızın temel nedenlerini bir liste halinde yazın. Bu listeyi gözünüze çarpacak heryere asın; banyo aynasına, buzdolabına veya televizyonun üstüne. Bir kopyasını da yanınızda taşıyıp iradenizin zayıfladığını hissettiğinizde cebinizden çıkarıp tekrar okuyun.
    2. Bütün sigara paketlerinizi atın.
    3. Yalnızca bir paket ve en sevmediğiniz sigarayı alın. Böylece sigaranıza zahmetsizce ulaşamayacak ve içtiğinizde beklediğiniz zevki alamayacaksınız. Normalde içtiğinizden daha düşük nikotin ve katran içeren bir markayı seçmeniz vücudunuzun nikotinsiz günlere daha kolay adapte olmasını sağlar.
    4. İçtiğiniz sigara miktarını gösteren listeyi paketinizin üzerine yapıştırın. İçtiğiniz her sigarayı yakmadan önce kaydetmeyi ve numaralandırmayı unutmayın. Böylece kısa süre sonra günde ne kadar sigara içtiğiniz konusunda bir fikriniz olacaktır. "1" numaralı sigara, onu içmeden yapamayacağınız sigara, "2" numaralı sigara çok istediğiniz ancak birinci kadar dayanılmaz olmayan ve "3" numaralı sigara onu içmeden de yaşayabileceğiniz sigaradır. Sigaranın yanına zamanı ve onu içerken içinde bulunduğunuz durumu da yazın. Örneğin otobüs ya da önemli bir telefon beklerken veya sıkıntılı ve endişeli olduğunuz bir zaman gibi. Canınız her sigara içmek istediğinde, bu liste doldurma işini eksiksiz yapmayı ihmal etmeyin. Kül tablalarınızı temizlemeyin. Kül tablanızın bir süre sonra ağzına kadar dolduğunda ortaya çıkan iğrenç tabloyu gözlerinizle görün.
    2.GÜN
    1. Bugün "3" nolu sigarayı içmeyeceksiniz ve kendinizi numaralandırma hataları yaparak kandırmayacaksınız.
    2. Sigara, tiryakinin ağzını meşgul eder. Bunun bir başka yolu da şekersiz sakız çiğnemektir. Yanınızda her zaman sakız bulundurun. Bunun yerine şekerleme ve meyva suyu da yiyip içebilirsiniz. Birçok kişi kilo almaktan korktuğu için sigarayı bırakmadığını söylemektedir. Eğer planlı ve dengeli yerseniz şişmanlamazsınız. Sigara yakma alışkanlığınız varsa yemeğiniz bittiği an da sofradan kalkın ve 5 dakikalık kısa bir yürüyüşe çıkın. Duman yerine ciğerlerinize dolan temiz hava yemeğin tadını daha iyi çıkarmanıza yardımcı olacaktır.
    3.GÜN
    1. "3" numaralı sigaraları içmemek çok da kötü bir işkence sayılmazmış. Bugün belki "2" numarayı bile içmeyebilirsiniz. İçtiğiniz sigaraları listenize kaydetmeyi unutmayın. Her sigaradan önce kendinize "bu sigarayı gerçekten istiyor muyum? " sorusunu sorun.
    2. Sigara içmek yerine derin nefes alıp verme egzersizi yapmayı deneyin. Rahatlayın iki ya da üç kez derin nefes alıp verin. Kendinizi gerçekten daha iyi hissedeceksiniz. Bu egzersiz, sigara içmeme kararınızı destekleyecektir.
    3. Sigara içmeden durabileceğiniz belli bir süre belirleyin. Örneğin günün en fazla sigara içtiğiniz döneminde sigara içmeden en fazla ne kadar dayanabileceğinizi ölçün. Günün ilk sigarasını içmeyi mümkün olduğu kadar geciktirin. Eğer çok tiryaki iseniz en az bir saat, ortalama sigara içen biriyseniz iki saat ve az sigara içen biri iseniz yarım gün sigara içmemeyi deneyin. Unutmayın ki otobüs ya da tiyatro gibi sigara içmenin yasak olduğu yerlerde kendinize hakim olabiliyorsunuz.
    4. Sigara markanızı değiştirme zamanı geldi. Artık daha düşük katran ve nikotin içeren bir sigara alıp tütünün vücudunuza verdiği zararı daha da azaltabilirsiniz.
    4.GÜN
    1. Bugün "2" numaralı sigarayı bırakıyorsunuz. Gerçekçi olun. Yalnızca gerçekten ihtiyacınız olan "1" numaralı sigarayı gerçekten ihtiyacınız olduğu bir anda için.
    2. Şimdi biraz rahatlıyoruz. Gidip gerçekten sevdiğiniz ne varsa yiyin. Paranızı biftek, ananas, karides gibi şeylere harcayın. Özellikle çok sevdiğiniz bir yiyeceği bol bol yiyin. Ama kilo probleminiz varsa tatlı konusunda biraz dikkatli olun.
    3. Genellikle sigara içtiğiniz bir ortam seçin. Bir kokteyl ya da sigara dumanına boğulmuş bir toplantı odası ve bu ortamda bulunduğunuz süre içinde hiç sigara içmeyin. Eğer kendi sınırlarınızı kendiniz belirlerseniz, bunlara uymak o kadar da zor olmaz.
    4. Çakmak ve kibritlerinizi atın. Sigaranızı yakmak için ateş aranmanız, size ne yapmak üzere olduğunuzu ve kaç sigara içtiğinizi düşünmek için kolaylık sağlayacaktır.
    5.GÜN
    1. Artık sigara almayın. İçtiğiniz sigara listesini yanınızda taşıyın ve kaydetmeye devam edin. Bugün sadece "1" numaralı sigarayı içeceksiniz unutmayın.
    2. Bugün arkadaşlarınıza sigarayı bıraktığınızı söyleyin. Onlardan özellikle de içmeyenlerden büyük destek göreceksiniz. Kararınızı tanıdıklarınıza açmanız bu kararı daha da kesinleştirir.
    3. Kül tablalarınızı dökmemenizi istemiştik. Şimdi onları kullanmanızın zamanı geldi. Bütün kültablalarınızdaki kül ve izmaritleri bir kavanoza doldurup üstüne biraz su ekleyin. Bu kavanozu sürekli elinizin altında bulundurun ve canınız sigara içmek istediğinde kapağını açıp biraz koklayın. Canınız hala sigara içmek istiyor mu?
    4. Bu akşam kül tablalarınızı yıkayıp dolabın üst raflarına kaldırın. Yarın hiç sigara içmeyeceğiniz için onlara hiç ihtiyacınız

    Sigarayı Bırakın(Kolay Olmadığını Biliyorum)

    Sigarayı bırakmak istiyorsunuz ama bir türlü bırakamıyorsunuz. İşe sigara içmeyi azaltarak başlayabilirsiniz. İsteyerek ve istemdışı olarak sigarayı azaltabilir ve tamamen bırakabilirsiniz.

    • Öncelikle sigarayı birer paket birer paket alın. Yedek paket veya kartonla sigara almayı bırakın.
    • Herzaman kullandığınız markayı değilde size tadı nispeten daha kötü gelen bir markayı alın. Bu işinizi kolaylaştıracaktır.
    • Sigara içmek istediğinizde bunu biraz geciktirin. Her sigarayı bir saat geciktirmeniz günlük içtiğiniz sigara sayısını düşürecektir.
    • Sigarayı bitmeden söndürün. Hatta yarım yarım için.
    • Sigara içmek için farklı bir oda kullanın. Hatta orada olmaktan memnun olmadığınız bir yerde sigara için.
    • Sigara paketini kolay ulaşabileceğiniz bir yere veya sürekli koyduğunz cebinize koymayın. Ters taraftaki cebinize, kullanmadığınız bir çekmeceye veya uzak bir yere koyun. Böylece her bilinçdışı sigara yakmak istediğinizde, farkına varırsınız.
    • Kül tablanızı sık boşaltmayın. Hergün ne kadar sigara içtiğinizi kül tablasından görün.
    • Alternatif şeyler kullanın, sigara içmek aklınıza geldiğinde su veya meyve suyu için, birşeyler yeyin.
    • Sigarayı azaltmak bırakmak demek değildir. Bu nedenle bırakmak için kendinize bir tarih belirleyin.

    Evet Sorularınız Varsa Alabilirim...

    Evet arkadaşlar.Sizinde problemleriniz varsa rahatça yazabilirsiniz bende sizin için cevaplarım.Burada utanma,sıkılma vb şeyler olmasın lütfen.Adınız ve Kimliğiniz açıklanmayacaktır.Bu konun altına yorum yaparak sorularınızı yönlendirin.Eğer yorum yaparken üyelik istiyorsa olabilirsiniz eğer uğraşmak istemiyorsanız Yorumlama Biçimi'nden anonim seçeneğini seçerek yorumunuzu bırakabilirsiniz.Teşekkürler...

    İşte Bilimsel Gerçekler(Bunlar Olmadan Kafa Dinlemeniz ZoRrRr)

    1- Lensleri her akşam temizlememek: Lensle uyumak gözün enfeksiyon kapma riskini büyük oranda artırır. Lensinizi günlük olarak temizleyip uyuyun.

    2- Kahvaltı yapmamak: Beslenme uzmanları, 'Kahvaltı yapmayan insanlar, sonraki öğünlerde daha fazla yiyor. İnsanlar daha az yediklerini düşünüyor. Tersine giderek şişmanlıyorlar' dedi.

    3- Diş ipi kullanmamak: Diş ipi kullanmayı unutursanız ağzınızda yüzde 30 oranında daha fazla diş taşı oluşur. Bu da diş eti hastalığı riskini artırır. Diş ipi kullanmak hayatınıza 6 yıl ekler.

    4- Yatarken makyajı silmemek: Kozmetik uzmanları her gece yatmadan önce makyajın silinmesi gerektiği söylüyor. Gözeneklerin açılması ve yüzün nefes alması için mutlaka makyajını yatmadan önce iyice silin.

    5- Sebze ve meyve tüketmemek: Beslenme uzmanları günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için sebze ve meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle de sigara içenlerin sebze ve meyve tüketmesi şart.

    6- Kişisel eşyaları paylaşmak: Tıraş makinenizi kesinlikle ödünç vermeyin. Eğer, ödünç verdiğiniz kişide Hepatit B veya C gibi hastalık varsa size geçer. Diş fırçası da paylaşılmaması gereken eşyalar arasında. Diş fırçanızı ve tıraş makinenizi paketleyin ve yedeğini bulundurun. Çünkü evinize yatıya gelen misafirler kendi diş fırçalarını veya traş makinelerini unutabilir.

    7- Yeterli cilt bakımı yapmamak: Yüzünüz kadar çeneniz de yaşınızı ele verir. Göğüs ve dekolte bölgeleriniz de güneş ışığından etkilenir. Bu bölgelerinize de mutlaka bakım yaptırın.

    8- Telefonda konuşurken yazı yazmak: İşyerinde telefonda konuşurken yazı yazmaya çalışmayın. Çünkü, boyun kaslarınız tahrip olabilir. Konuşurken kulaklık kullanmaya çalışın.

    9- Hazır yiyecekler tüketmek: Araştırmalara göre hazır yiyeceklerin yarıya yakınında günlük tuz ihtiyacından yüzde 40 daha fazla tuz var. Hazır yiyecek alırkan 18 gr yağ ve 1.6 gr tuzdan fazlasını içeriyorsa almayın.

    10- Hızlı yemek: Hızlı yemek yediğiniz takdirde midenizde ve gırtlağınızda yanma meydana gelir. Bu da şişmanlığa sebep olur. Çiğneyerek ve yavaş yiyin.

    Stresi Kontrol Etmek için 10 Öneri

    Biliyorum size biraz saçma gelebilir ama hiç de saçma şeyler değil bu maddeler.Bilimsel kanıtlığı olan maddeler.Bence okuyun


    1. -malı, -meli eklerinden kurtulun

    "Sınavdan çok yüksek bir not almalıyım", "Anne babamı ve diğer insanları hayal kırıklığına uğratmamalıyım", "Patronumun beni kovmaması için mükemmel iş çıkarmalıyım". Bu cümleler yalnızca stresinizin artmasına neden olacaktır. Bir adım geriye gelin ve olaya soğukkanlılıkla ve analitik olarak bakın; ya da bir başkasının durum hakkında görüşünü alın. Genellikle, ilk başta sizde bu kadar stres yaratan durumun hiç de öyle ölüm-kalım sorunu olmadığını göreceksiniz.

    2. Karmaşayı izleyin
    Dağınık ve sıkışık ortamlarda çalışmayın. Yapacağınız işe başlamadan önce, dikkatinizi dağıtacak materyallerden arındırılmış rahat ve güzel bir ortam hazırlayın. Bunun anlamı; bütün oyuncakları, açılmamış mektupları ve okunmamış dergileri çalışma ortamından uzaklaştırmanızdır. Kolayca ulaşabileceğiniz bir yere, çalışırken size gerekebilecek materyalleri yerleştirdiğinize emin olun. Eğer aniden televizyondaki bir programa gözü takılan ya da biten CD'nizi beşinci defa değiştirmek için yerinden fırlayan bir insansanız, bu tür ilginizi dağıtan aletlerin bulunmadığı ortamlarda çalışmaya özen gösterin. Bir saatlik sıkı bir çalışma sonunda kendinize küçük ödüller verin.

    3. Kısa vadeli hedefler belirleyin
    Dönem ödevi için önemli bir prezentasyon raporu hazırlamak gibi, altında ezildiğiniz, uzun çalışmaları bölümlere ayırın. Böylece akşama kadar süren bir çalışma sonucunda, sizi ezen bir sıkıntı yerine hedeflediğiniz yere gelmenin mutluluğunu yaşayabilirsiniz. Bazen çalışmanızı başlıklar altında toplamanız size yardımcı olabilir. Böylece çalışmanızı bitirdikten sonra işi bitirememenin verdiği eziklik yerine, neleri bitirdiğinizi ve ne kadar ilerlediğinizi görüp kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz. Projeyi tamamlamak için yeterli zaman ayırmaya dikkat edin. Hiçbirşey yapacağınız projeyi son güne bırakıp, dehşet içinde bir sonraki güne yetiştirmeye çalışmanızdan daha stres verici olamaz.

    4. Stressiz Bir Yer Hayal Edin
    Öncelikle sakin bir yerde kendinize rahat bir oturma pozisyonu yaratın. Sonra gözlerinizi kapayın ve imgelerin göz kapaklarınızın arkasında, televizyon ekranından izler gibi yeni şekiller kazandığını düşünün. Kendinizi rahat bir durumda hayal edin ve sakinleştirici bir imgeyi gözlerinizin önüne getirin. Bu, sizin daha önce gördüğünüz bir yer veya okuduğunuz bir kitapta geçen özel bir mekan olabilir. Kendi yarattığınız bir ortam da olabilir ama daha önceden iyi bildiğiniz bir yer olması (örneğin geçen yaz tatilini geçirdiğiniz kumsal) daha iyi bir etki yaratacaktır. Olabildiği kadar detayları gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Sandalyenizin arkasına yaslanırken imgelerin üzerinde yoğunlaşın. Kolayca ve doğal nefes alın. Bir kaç denemeden sonra sizi en çok rahatlatan görüntüyü yakalayabilirsiniz.

    5. Okyanus Dalgaları
    Beyaz kumsalı, mavi gökyüzü, köpüklü dalgaları, ılık güneşi ve martılarıyla güzel bir kumsalı gözlerinizin önüne getirin. Kendinizi, kumsalda, elinizde ufak plastik bir kovayla yürürken hayal edin. Güzel bir yerde durun ve bütün endişelerinizi, kafanızı meşgul eden her türlü sorunu bu kovanın içine doldurun. Kovayı suya atın ve dalgaların onu sizden uzağa sürükleyişini izleyin. Kova görüş alanınızdan çıktığında, yürüyüşünüze devam edin.

    6. İyi Şeyler Düşünün
    Kendinize pozitif kısa ifadeler yaratın ve uykuya dalmadan önce kafanızda tekrar edin (Bu zamanlar belleğinizin önerilere en açık olduğu zamanlardır). Sabah kalktığınızda kendinizi her zamankinden daha iyi hissedeceksiniz. Yarattığınız ifadeleri gün boyunca kendinize tekrarlamanız onları daha etkili yapacaktır. Bunlar basitçe hazırlanmış şu cümleler olabilir; "Başaracağımı biliyorum" "Her zaman sınavlarım iyi geçmiştir" "Geçen yıl buna benzer bir toplantıda harika bir konuşma yapmıştım".

    7. Kendinizi Başarırken Hayal Edin
    Gözlerinizi kapayın ve geçmişte yaptığınız başarılı çalışmaları hatırlamaya çalışın. Hemen aklınıza birşey gelmediyse, yaptığınız gurur verici bir hareketi düşünün. Şimdi sizde stres yaratan bir olayı, örneğin; yapacağınız konuşmayı aklınıza getirin. Bunu da aynı rahatlıkla ve kendinize güvenerek yapacağınızı hayal edin.

    8. Yatağınızı Yalnızca Uyumak İçin Kullanın
    Uyku rahatsızlığı uzmanları ve stres psikologları, sık sık, yatağınızı yanlızca uyumak için kullanmanızı tavsiye ederler. Bununla demek istedikleri; -özellikle de uykusuzlukla ilgili sorununuz varsa- yatakta kesinlikle çalışmayındır. Belleğiniz çalışma ile yatak arasında bağıntı kurar, yatakla rahatlama arasındaki bağıntı kaybolur ve uykuya dalmanız zorlaşır. Kendinizi stres altında hissettiğiniz zaman en son ihtiyacınız olan şey az uyumaktır.

    9. Yatıştırıcı Sesler
    Müzik çalmak istiyorsanız, arka fonda kısık bir sesle dinleyiniz. Matematiksel ritmi olan parçalar -çoğunlukla klasik müzik, özellikle Mozart ve Bach- konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olur. Okyanus dalgaları sesleri de bazı insanlar için yatıştırıcı bir etki yapabilirler.

    10. Kısa Bir Yürüyüşe Çıkın
    Bir çalışmanın ortasına gelip kilitlendiğinizde hareketli kısa bir yürüyüşe çıkın. Derin nefes alın ve yürürken kollarınızı rahatça sallayın. Belleğinizi temizleyin (hatta yeni açan çiçeklere arada bir göz atmayı unutmayın). Ayrıca, yaptığınız bu egzersizin size hiçbir zararı dokunmayacaktır.

    Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmaların sonucuna göre huzurlu bir iş günü için fazla sosyal olmamak ve iş arkadaşlarına yakın oturmak gerek

    Binlerce çalışan üzerinde yapılan bir araştırma iş arkadaşlarından gelen manevi destek ve patronlardan gelen olumlu eleştirilerin kişilerin stres seviyelerini düşürdüğünü gösterirken California Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma çalışırken dış dünyayla çok fazla ilgilenmenin çalışanların stresli bir gün geçirmesine neden olduğunu ortaya koydu. Anket sonuçları kariyer merdiveninde alt basamaklarda olanların daha çok stresli olduğunu söylüyor. Anket sonuçlarına göre evine gittiğinde cep telefonunu kapatan çalışanlar iş yaşamında daha mutlu. Ayrıca imkânı olanların öğlen arasında şekerleme yapması stresi azaltmanın bir başka yolu olarak karşımıza çıkıyor.

    Çözülmeyen stres zamanla başka psikiyatrik şikayetlere de kaynaklık eder. Peki stresin çözümü nedir?

    Küçük çocukluk çağlarından itibaren başlayan stres ilerleyen dönemlerde hem akademik yaşam olan okul hayatında, hem iş hayatında kişi olumsuz etkilemektedir. Stresi ile baş etme konusunda çözüm arayışına girmeyenlerin akademik başarıları düşük kalıyor. İş hayatında istedikleri terfileri alamıyor, hak ettikleri konumlarda olamıyorlar. Çözülmeyen stres zamanla başka psikiyatrik şikayetlere de kaynaklık etmektedir. Sosyal fobikler de bu konuda sorun yaşıyorlar.

    Kişinin beyin dalgalarını bilgisayarda görmesiyle geriliminin azaltılmasına ve gevşemesine dayanan bir sistemdir Neuro-Biofeedback. Türkçe olarak bu sistemi sinir geribildirimi olarak adlandırıyoruz. Bu sistem ile gevşeme yöntemleri uygulanır.
    Biofeedback, kişinin stresin bedensel belirtilerine yönelik farkındalığını arttırarak bu belirtileri kontrol etmesine, bir anlamda da psikolojik olarak gevşeyip rahatlamayı öğrenmesine yardımcı bir tekniktir. Bu amaçla geliştirilmiş en etkin yöntemlerden biri olan Neuro-Biofeedback'te, bilgisayar ortamında beyin dalgalarının gözlemlenmesi ve kişinin bunları geribildirim aracı olarak kullanması sağlanabilmektedir. Öncelikle beynin biyoelektrik haritası çıkarılır, stresli çalışan alanları belirlenir.
    İkinci aşamada Neuro-Biofeedback cihazının elektrotları stresli alanlara takılır. Bilgisayar ekranında beyin dalgaları görüntülenir.

    Üçüncü aşamada kişiye beyin gücünü kullanarak "Alfa" dalgalarını arttırması öğretilir. Alfa dalgaları beynin istirahat dalgalarıdır. Bu dalgaları arttırmayı başaran kişiye puan verilir. Azami 10 seansta kişi beyin gücünü kontrol etmeyi öğrenir. Neuro-Biofeedback, objektif ve ölçülebilir verilerle çalışma imkanı sağlamakta, aynı zamanda tedavinin yararlılığı hakkında da bilgi vermektedir. Kişinin somut verilerle bu bilgiye ulaşması, motivasyonunu ve tedaviye inancını arttırmaktadır.
    Beynin temel biyoelektriksel aktivitesi Alfa, Beta, Delta ve Teta dalgalarıdır. Beyin bunların hiçbirini yüzde yüz saf olarak yayınlayamaz, oranları değişir. Normal yaşantı sırasında bu dalgalar karışık olarak yayınlanır. Yayınların karışımında Alfa dalgası çoksa uyanık bir huzur durumu yaşanır. Söz konusu dalgalar feedback aleti ile monitorize edilerek kişiye Alfa durumu görsel ve işitsel sinyaller olarak bildirildiğinde kişi yaşadığı anksiyete durumlarında kendini kontrol altına alarak daha fazla Alfa üretebilmeyi öğrenebilmektedir.

    Davranış terapisinin sistematik duyarsızlaştırma tekniğinde Alfa durumunun hoş, rahatlatıcı, huzur verici özellikleri endişe ile karşıt eşleştirmede kullanılabilmektedir. Kişiye Neuro-Biofeedback aleti ile nasıl daha fazla Alfa üretebileceği öğretilir. Ardından zihninde kendisi için gerginlik yaratacak durumları canlandırması istenir. Feedback sinyali aracılığıyla Alfa miktarının düştüğü saptandıkça canlandırma kesilip hastanın tekrar Alfa durumuna dönmesi sağlanır. Bu tarz bir öğrenme sonucunda kişilerin yaşamlarındaki olayları kontrol edebileceklerine ilişkin inançları ve güven duyguları artmaktadır.


    Bireysel psikoterapi ve gevşeme egzersizleri ile birlikte kullanılan Neuro-Biofeedback tekniği ile; kişiye özel opsiyonel ayar yapabilme imkanından yararlanılabilir. Kişiye rahatsızlığıyla ilgili farkındalık kazandırmak, motivasyonunu arttırmak, bireysel psikoterapide kazandığı davranış değişikliklerinin beyninde ne tür bioelektriksel görünüm kazandığıyla ilgili geribildirim vermek suretiyle düşüncelerine hakim olabilme yeteneği kazandırılır.

    Merhaba

    Evet arkadaslar.Sitemiz öncelikle hayırlı uğurlu olsun.Umarım sitemi beğenir ve sürekli ziyaret edersiniz ve yorumlarda bulunup kendi düşüncelerinizide yazarak etkileşim halinde olabilirsiniz.Amacım bunalan insanların burada kafalarının dinlenmesini sağlamak.Aşağıda chat kutusu var.Chat kutusunda tanışabilir,tartısabilir(Yani kavga maksatlı demiyorum:D)ve düşüncelerinizi paylaşabilir kısacası arkadaslıklar edinebilirsiniz.Tabi yazdıklarımın altına yorum bırakarak beni eleştirebilir ve hatalarımı söyleyebilirsiniz.Bu benim 3. blogum daha öncede birçok blog yazdım ama boş bloglardı.Şimdi insanlar için yararlı bir blog yapayım dedim bende.Sitenin adınıda fazla uzun yapmadım.Kolayca bulabilesiniz diye.Neyse sitede bol bol paylaşım yapıcam inşallah sitemi beğenir ve desteklersiniz...

    Beyni Dinlendirme

    a) – Çalışma konusunu veya türünü değiştirmek

    Zihnimiz yorucu bir şeyle çalışırken veya bir iş yaparken, çalışma süresi bir saati geçmeden, bir süre başka şeylerle uğraşırsak, hem kafamızı dinlendiririz, hem de yeni bir şeyler öğrenmiş veya yapmış oluruz. Bir taşla iki kuş vururuz.

    Örneğin beynimizi yorucu çalışmaların arasında, yorucu olmayan ve ruhumuzu okşayan şeyler okumak, yahut bedenimizi çalıştırmayı gerektiren bir şeyler yapmak gibi..

    Hele Kur’an okumak, hem beyni dinlendirir, hem ruha hayat ve huzur verir, hem de Kur’an okumak ibadet olduğu için bize sevap kazandırır, günahlarımızın affına vesile olur. Allah’ın bizden razı olmasını ve bize yardımcı olmasını sağlar. Allah’ın yardım ettiği kimseler her zaman her hususta başarılı, kârlı ve mutlu olurlar.

    b) - Gördüğümüz şeylerle de beynimiz arasında sıkı bağlar vardır. Gönlümüze ferahlık veren her manzara ve görünüm beynimizinyorgunluğunu giderir.

    Düşünerek güzel şeylere ve tabiatın güzelliklerine bakmak her-şeyin güzel yanını görmek, beynimizi dinlendirdiği gibi, gönlümüze de şenlik verir ve sıkıntılarımızı dağıtır. Yeter ki, baktığımız şey bakılması yasak olanlardan olmasın. Rengarenk güzel çiçekler hem dinlendirici, hem ruhu ferahlatıcı hem de ilham kaynağıdır.

    c) – Gördüğümüz şeylerle ruhumuzun da sıkı bağlantısı vardır. Kırların rengarenk çiçekleri, ovaların atlas gibi bitki örtüleri, ormanların yemyeşil görünümü, denizin dalga dalga mavi sulan, şırıl şırıl akan sular ve doğada Allah’ın yarattığı bütün güzellikler karşısında ruhumuza neşe dolar, beynimiz derinleşir, sinirlerimiz yatışır, ufkumuz genişler, görüşümüz derinleşir, zekâmız keskinleşir, gön lümüz şad olur.

    Çalıştığımız yerde yukarıdaki güzelliklerin hiçbiri olmasa bile, yine de gördüğümüz şeylerin güzel yanlarını bulur, bunlarla beynimizi dinlendirir, gönlümüzü şenlendiririz. Gerçekten her şeyde mutlaka bir güzellik vardır. Çünkü Her şeyi yaratan Allah, hiçbir şeyi güzellikten tamamen yoksun bırakmaz. Gizli de olsa onda mutlaka bir güzellik vardır. Yeter ki, biz bakmasını bilelim ve gördüğümüz şeylerin güzel yanını görelim.

    “Her neye baksa gözün bir, sırr-ı (*) Sübhan andadır.”

    “Her ne işitse kulağın mağz-ı Kur’an (**) andadır.”

    “Her neye mahluk gözüyle baksan ol mahluk olur.”

    “Hak gözüyle bak ki bişek, nur-i Yezdan (***) andadır.” Niyâzî-i Mısrî

    (*) Sırrı Subhân: Allah’ın eşyada gizlediği sırlar.

    (**) Mağzı Kur’an: Kur’an’ın özü, insana verdiği manevi haz ve ilham.

    (***) Nuru Yezdan: Allah’ın nuru ve eşyada yarattığı güzellik.

    d – Bazen, “Kafam yoruldu” deriz. Gerçekte yorulan kafa değil, kafamızın içindeki beynimizdir.

    Kimi zamanlarda beynimizi yorucu bir konu üzerinde çalışmayı uzatmak beynimizi yorar. Bazen de bir anda bir birbirinden ayrı ko nular üzerinde düşünmemiz beynimizin dengesini bozar, onu daha çok yorar. Tıpkı birbirleriyle uyuşmayan zıt yemekleri yediğimiz vakit midemizin yorulup rahatsız olduğu gibi.

    e – Beyni -yoran sebep ne olursa olsun- dinlendirme yöntemlerinden biri de kafamızdan yorucu şeyleri çıkarıp beyni yani kafamızı boşaltmaktır. Beynimizin yorulduğunu fark edince hemen duralım. Zihnimizdeki ve hatırımızdaki Her şeyi hatta kendimizi bile unutmaya çalışalım. Kendimizi uyumuş hatta ölmüş bilelim. Beynimizi tamamen boşalttıktan sonra gözümüz kapalı 10-15 dakika kadar hareketsiz duralım. Gözümüzü açtığımızda kendimizi ve beynimizi dinlenmiş buluruz.

    İsterseniz bu yazıyı okuyunca hemen denemesini yapın. Biraz sonra kendinizi dinlenmiş bulur, sözümüzü doğrularsınız.

    Bu yöntem hem pratik, hem kolay, hem de az zaman ister.

    f – Ilık su ile banyo yapmak beynimizi ve bütün vücudumuzu dinlendirir. Sık sık yıkanmak hem temizlik, hem genel sağlığa yararlı, hem de yorulan bütün organlarımızı ve beynimizi dinlendirme yoludur.

    g – Beynimizi dinlendirmenin en garantili yolu uyumaktır. Konumuzun başında da değindiğimiz gibi, insan -uyumuyorsa- dinlenirken bile beyni çalışır ve oksijen tüketir. Madem ki dinlenirken de hareket ediyoruz, görüyoruz, işitiyoruz, hissediyoruz, birçok şeyler hatırlıyoruz ve düşünüyoruz. Bütün bunlar, beynin görevi ve faali yeti olduğuna göre, dinlenirken de beynimiz çalışıyor demektir.

    Beyin, gerçek anlamda ancak uyurken dinlenir. Zaten uyuyan, vücudumuzun diğer organları değil, beynimizdir. Vücudumuzdaki bütün organlarımıza canlılık veren, hareket sağlayıp onları çalıştıran -sinirlerimiz aracılığı ile- beynimizdir. Çünkü organlarımız, beynimizin, ruhumuzdan aldığı emirleri ve görevleri yerine getirebilmesi için kullandığı aletleri ve hizmetkarlarıdır. Kalb, hazım cihazları ve böbrekler gibi irademiz dışında çalışan organlarımız hariç.. Bunlar uyurken de çalışır. Zira bunların durması ölüm demektir.

    Beynimizi de uyanık tutan ve çalıştıran, beyin aracılığı ile ruhu-muzdur. Zira beyin ruhun idare merkezidir. Uykunun oluşma bahsinde yazdığım gibi, uyurken Allah’ın emriyle duygularımızı ve çalışmamızı sağlayan ruhumuz bedenimizden ayrılır. O zaman beynimiz de bedenimiz de dinlenir. Santralde elektrik kesilince çalışan makinelerin durduğu ve lambalar sönüp ortalığın karardığı gibi, beyin uyuyunca bütün sinirler gevşer. El, ayak, göz, kulak gibi birçok organımız çalışmadan durur. Allah’u Teâlâ’nın “uykunuzu bir dinlenme zamanı ve dinlenme vesilesi kıldık”^1^dediği gibi, uyuyunca beyinle beraber bütün vücut dinlenir. Yeter ki, uyku dinlendirici olsun.’

    Zaten verimli olmamız ve yaşayabilmemiz için mutlaka uyumalıyız. Uyku süresi ve zamanı farklı olmakla beraber bütün canlılar uyur. Yalnız -fiziksel olmadığı için- ruh uyumaz.

    Beyni dinlendireceğim diye çok uyumak da zararlıdır.

    Uyku yaşa, işe ve cinsiyete göre farklı olmalıdır. Mesela çok çalışan daha çok uyumalı, gençler yaşlılardan fazla uyumalı, kadınlar erkeklerden daha uzun süre uyumalıdırlar. Çünkü kadının yapısı erkeğe göre deha narin olup dinlenmeye daha çok ihtiyacı vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber gece ibadetlerine ve teheccüt namazına kalktığında hanımlarını kaldırmaz, onlar uyurken kendisi ibadet ederdi.